06-02-2012
Yaşamınız Bizim İçin Önemlidir 
  Ana Sayfa
  Erden Hasdemir
  Hakkımızda
  Çalışanlarımız
  Temel Bilgiler
  İletişim
  Eczaneler
  İzmir
  Soru ve Öneri Formu
  Linkler
   


        İ Z M İ R

"En yüce gök kubbenin altında ve dünyanın en güzel iklimi içinde kurulan İzmir ve çevresinin önemi bütün dünyanın ilgisini çekmektedir."
Bodrumlu Heredotos (M.Ö. 484-420)

Tarihte İzmir adıyla ilk olarak M.Ö.3000'de karşılaşırız. Bu dönemdeki antik adıyla Smyrna; M.Ö. 3000'de, günümüzde Bayraklı olarak bilinen Tepekule'de kurulur. M.Ö.2000 sonlarındaki Dor göçleriyle Batı Anadolu ile İzmir ve çevresinde ilk Hellen kolonileri kurulmaya başlanır. M.Ö.2000-1200 yılları arasında ise Anadolu'nun merkezi sistemle yönetilen ilk devleti olan Hitit uygarlığının etkisi altında kalır kent. M.Ö. 11. ve 9. yüzyıllarda ise Ionia uygarlığı, İzmir ve çevresinin tek hükümdarıdır. 12 ünlü Antik Ion Birliği kentinin (Klazomenai, Phokaia, Miletos, Myus, Priene, Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Khios, Erytrai ve Samos) günümüzde beş tanesinin "Klazomenai, Phokaia, Ephesos, Teos ve Erytrai" İzmir il sınırları içinde olması, diğerlerinin ise kente komşu kalması, İzmir'in bu dönemde en parlak yıllarını yaşamasının da bir nedeni gibidir. Karya, Likya ve Lydya uygarlıkları M.Ö.7. ve 6.yüzyıllarda İzmir ve çevresinde en parlak dönemlerini yaşarlar. Daha sonra Persler tarafından işgal edilir (M.Ö.546-334). Penslerin Batı Anadolu'daki egemenlikleri sırasında Yunan ve Pers kültürlerinin kaynaşması sonucu Greco-Pers Stili eserler ortaya çıkar, İzmir, M.Ö 4. yüzyılda (M.Ö.334) Büyük İskender tarafından bugünkü Kadifekale olarak bilinen Pagos tepesinde yeniden kurulur. Bu tarih aynı zamanda, Anadolu'da Hellenistik Dönemin de başlama tarihidir. Hellenistik Dönem'de Ege Bölgesi kentleri mimari eserlerle donatılır. Heykel sanatı gelişir.
Hıristiyanlığın yayılmasına paralel olarak da dini yapılarda ve eserlerde büyük artış yaşanır, İzmir, 1076 yılında Selçuklu Sultanı Süleyman Şah tarafından alındıysa da 1097'de yine Bizanslıların eline geçmiştir. Bu dönemde ara ara Cenevizlilerin de hüküm sürdüğü kent; 6.yüzyılda Arapların ve l l .yüzyılda Selçukluların da bir dönem eline geçmiştir. 1344 yılında Cenevizliler, St.Peter Kalesi'ni tekrar ele geçirirler ve İzmir'in bir kısmına hükmederler. Önce Emir Çaka Bey ve daha sonra da Türk Selçuklu Beylerinden Aydınoğlu Gazi Umur Bey ise bu dönemde (1320) İzmir'in yukarı kısmına hakimdir.
14. yüzyılın ortalarında kale ve aşağı şehir, bu sefer Rodos Şövalyelerince ele geçirilir (1344). I5. yüzyılın başında ise Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazid, Anadolu Beylikleri'ni aldığı sırada İzmir'i de imparatorluk topraklarına katar. Bu tarihten sonra Moğolların istilasına uğrayan kent 1422 yılında Osmanlı Sultanı II.Murat tarafından kesin olarak Osmanlı imparatorluğu'nun parçası haline gelir. 16. yüzyıldan başlayarak Osmanlı imparatorluğu için giderek gelişen bir ticaret merkezi olan İzmir; özellikle 18. ve I9. yüzyıllarda Fransız, İngiliz, İtalyan ve Hollandalı tüccarların da katıldığı çok uluslu bir ticaret merkezi haline gelmiştir.

HOMEROS'UN KENTİ

Eski adı olan Smyrna'yı Hellen mitolojisindeki Amazonların savaşçı kraliçesinden alan İzmir, tarihi boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve 2000 yılında simgesel olarak 5000'nci yaşını kutlamıştır. Kent, bu tarihi dokusuyla; lonia'nın, Lydya'nın, Frigya'nın, Büyük İskender'in, Bergama Krallığı'nın, Roma'nın, Arapların, Selçuklu'nun ve Osmanlı İmparotorluğu'nun izlerini taşır...
Antik Çağ'ın ünlü şairi Homeros'un İzmir ve çevresini anlatan Iliada ve Odisseia destanlarında; sık sık Lir çalarak gezindiği Meles Çayı'ndan ve körfezden bahsetmesi ise İzmirliler için bugün ayrı bir gurur kaynağıdır.

"Derin dalgaların okşadığı kutlu Meles Çayı'nın deniz ile birleştiği İzmir'in kucağında büyüdüm."
Homeros (750 - 700)

SYMRNA (İZMİR) İSMİNİN ANLAMI

İlk çağlarda kentlerin koruyucusu olduğu düşünülen doğa üstü güçlere inanılırdı. Bu nedenle doğa üstü güçleri temsil eden mekanların yakınında kent kurmak, insanların genel eğilimiydi. İşte kentimizin de Smyrna kelimesiyle adlandırılmasında, kurulduğu yerin yakınında böyle kutsal bir alanın bulunmasının etkili olduğu sanılmaktadır. Bu kutsal alanın, Halkapınar kaynağı ve bu kaynağın oluşturduğu gölcük olduğu iddia edilmektedir. 19. Yüzyılda İzmir'e gelen Avrupalı seyyahların Diana Hamamları adıyla bahsettikleri Halkapınar kaynağı ve gölünün, ana tanrıça tapınma alanı olduğu düşünülmektedir.