|
İ
Z M İ R
"En
yüce gök kubbenin altında ve dünyanın en güzel iklimi içinde
kurulan İzmir ve çevresinin önemi bütün dünyanın ilgisini
çekmektedir." Bodrumlu Heredotos (M.Ö.
484-420)
Tarihte İzmir adıyla ilk olarak M.Ö.3000'de
karşılaşırız. Bu dönemdeki antik adıyla Smyrna; M.Ö. 3000'de,
günümüzde Bayraklı olarak bilinen Tepekule'de kurulur. M.Ö.2000
sonlarındaki Dor göçleriyle Batı Anadolu ile İzmir ve çevresinde ilk
Hellen kolonileri kurulmaya başlanır. M.Ö.2000-1200 yılları arasında
ise Anadolu'nun merkezi sistemle yönetilen ilk devleti olan Hitit
uygarlığının etkisi altında kalır kent. M.Ö. 11. ve 9. yüzyıllarda
ise Ionia uygarlığı, İzmir ve çevresinin tek hükümdarıdır. 12 ünlü
Antik Ion Birliği kentinin (Klazomenai, Phokaia, Miletos, Myus,
Priene, Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Khios, Erytrai ve Samos)
günümüzde beş tanesinin "Klazomenai, Phokaia, Ephesos, Teos ve
Erytrai" İzmir il sınırları içinde olması, diğerlerinin ise kente
komşu kalması, İzmir'in bu dönemde en parlak yıllarını yaşamasının
da bir nedeni gibidir. Karya, Likya ve Lydya uygarlıkları M.Ö.7. ve
6.yüzyıllarda İzmir ve çevresinde en parlak dönemlerini yaşarlar.
Daha sonra Persler tarafından işgal edilir (M.Ö.546-334). Penslerin
Batı Anadolu'daki egemenlikleri sırasında Yunan ve Pers kültürlerinin
kaynaşması sonucu Greco-Pers Stili eserler ortaya çıkar, İzmir,
M.Ö 4. yüzyılda (M.Ö.334) Büyük İskender tarafından bugünkü Kadifekale
olarak bilinen Pagos tepesinde yeniden kurulur. Bu tarih aynı
zamanda, Anadolu'da Hellenistik Dönemin de başlama tarihidir.
Hellenistik Dönem'de Ege Bölgesi kentleri mimari eserlerle
donatılır. Heykel sanatı gelişir. Hıristiyanlığın yayılmasına
paralel olarak da dini yapılarda ve eserlerde büyük artış yaşanır,
İzmir, 1076 yılında Selçuklu Sultanı Süleyman Şah tarafından
alındıysa da 1097'de yine Bizanslıların eline geçmiştir. Bu dönemde
ara ara Cenevizlilerin de hüküm sürdüğü kent; 6.yüzyılda Arapların
ve l l .yüzyılda Selçukluların da bir dönem eline geçmiştir. 1344
yılında Cenevizliler, St.Peter Kalesi'ni tekrar ele geçirirler ve
İzmir'in bir kısmına hükmederler. Önce Emir Çaka Bey ve daha sonra
da Türk Selçuklu Beylerinden Aydınoğlu Gazi Umur Bey ise bu dönemde
(1320) İzmir'in yukarı kısmına hakimdir. 14. yüzyılın ortalarında
kale ve aşağı şehir, bu sefer Rodos Şövalyelerince ele geçirilir
(1344). I5. yüzyılın başında ise Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazid,
Anadolu Beylikleri'ni aldığı sırada İzmir'i de imparatorluk
topraklarına katar. Bu tarihten sonra Moğolların istilasına uğrayan
kent 1422 yılında Osmanlı Sultanı II.Murat tarafından kesin olarak
Osmanlı imparatorluğu'nun parçası haline gelir. 16. yüzyıldan
başlayarak Osmanlı imparatorluğu için giderek gelişen bir ticaret
merkezi olan İzmir; özellikle 18. ve I9. yüzyıllarda Fransız,
İngiliz, İtalyan ve Hollandalı tüccarların da katıldığı çok uluslu
bir ticaret merkezi haline gelmiştir.
HOMEROS'UN KENTİ
Eski adı olan Smyrna'yı Hellen mitolojisindeki Amazonların
savaşçı kraliçesinden alan İzmir, tarihi boyunca çeşitli
uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve 2000 yılında simgesel olarak
5000'nci yaşını kutlamıştır. Kent, bu tarihi dokusuyla; lonia'nın,
Lydya'nın, Frigya'nın, Büyük İskender'in, Bergama Krallığı'nın,
Roma'nın, Arapların, Selçuklu'nun ve Osmanlı İmparotorluğu'nun
izlerini taşır... Antik Çağ'ın ünlü şairi Homeros'un İzmir ve
çevresini anlatan Iliada ve Odisseia destanlarında; sık sık Lir
çalarak gezindiği Meles Çayı'ndan ve körfezden bahsetmesi ise
İzmirliler için bugün ayrı bir gurur kaynağıdır.
"Derin
dalgaların okşadığı kutlu Meles Çayı'nın deniz ile birleştiği
İzmir'in kucağında büyüdüm."
Homeros (750 - 700)
SYMRNA (İZMİR) İSMİNİN
ANLAMI
İlk çağlarda kentlerin koruyucusu olduğu düşünülen
doğa üstü güçlere inanılırdı. Bu nedenle doğa üstü güçleri temsil
eden mekanların yakınında kent kurmak, insanların genel eğilimiydi.
İşte kentimizin de Smyrna kelimesiyle adlandırılmasında, kurulduğu
yerin yakınında böyle kutsal bir alanın bulunmasının etkili olduğu
sanılmaktadır. Bu kutsal alanın, Halkapınar kaynağı ve bu kaynağın
oluşturduğu gölcük olduğu iddia edilmektedir. 19. Yüzyılda İzmir'e
gelen Avrupalı seyyahların Diana Hamamları adıyla bahsettikleri
Halkapınar kaynağı ve gölünün, ana tanrıça tapınma alanı olduğu
düşünülmektedir.
|